Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezinde, Cemal Şakar’ın sunumuyla gerçekleştirilen Bir Hayat Bir Hikâye söyleşi serisinin 11 Ocak Cuma günü saat 19.30'da gerçekleşen oturumunda yazar ve çevirmen Naime Erkovan konuk oldu.

Asılsız Hikâyeler, Ay ve Güneş Kumpanyası, Beşinci Düğme, Soğuk Taht, Olay Berlin’de Geçiyor ve Akvaryum Fırtınası kitaplarından bildiğimiz yazar Naime Erkovan aynı zamanda Almanca dilinden yaptığı çeviriler ile de tanınıyor.

Cemal Şakar’ın “Siz iki kültürü bir arada yaşadınız. Çocukluğunuz Almanya’da geçti. Bu iki kültür size bir çatışma mı, yoksa zenginlik mi getirdi?” sorusuna Erkovan, “Biz genelde Almanya’da kalıyorduk. Türkiye’yi hiç görmeden büyüdüm ben. Dolayısıyla bir dönem sadece Alman kültürü ve orada yaşayan Türklerin kısmî kültürü ile iç içeydim. Babamın çok titizlenmesi sebebiyle camiye devam ediyordum. Türkiye’de olsaydım belki bu kültürle de bu kadar hemhâl olmayacaktım. On üç yaşımda Türkiye’ye, İstanbul’a döndüğümüzde, İstanbul sıkıntılı zamanlar yaşıyordu. Hastane, eczane, okullar, devlet kurumları, hiçbir şey yürümüyor, her şey aksıyordu. Sokakta kural yok, kaldırım yok… Ciddi bir şoktu benim için. O yüzden ne oldu, nasıl bir çatışma oldu, oradan ben neye dönüştüm emin değilim. Bir senteze dönüşmüşümdür diye umuyorum.” cevabını verdi.

Cemal Şakar’ın hatırlattığı, yazarlar için çocukluk evresinin bir cennet bahçesi gibi olduğu ve bütün yazarların oraya dönerek, çocukluklarından beslendiği tespitine Naime Erkovan şu cümlelerle yanıt verdi: “Kendi çocukluğumuza dönmek çok da kolay bir şey değil aslında. Benim için, var olandan bir şey inşa etmek yerine, tamamen uydurup yeni bir şey kurmak daha kolay ve cazip. Çünkü çocukluğunuza indiğiniz zaman, hep incilerle dönmüyorsunuz. Unuttuğunuz ya da unutmak istediğiniz birçok şey de çıkıp geliyor. Sonra bu travmalarla uğraşmak durumunda kalıyorsunuz. O yüzden çocukluğa inmek, bence tehlikeli bir yol. Ama hatırlıyoruz, hepimizin hafızasında çok keskin bir şekilde var. Hiçbirimiz dönüp ergenliğimizi hatırlamıyoruz, hatırlamak da istemeyiz, bize çok daha yakın olmasına rağmen. Ama çocukluğumuzu hepimiz hatırlıyoruz.”

“Sınırlarımı Keşfetmeye Çalışıyorum”

Naime Erkovan öykülerinin temel farklılıklarından biri olan kurgu ve biçimin önemli bir yerde duruyor oluşu ile ilgili olarak Cemal Şakar, Erkovan’a, “Altı kitabınız boyunca öykülerde denenebilecek neredeyse her şeyi denediniz biçimsel anlamda. Derdiniz neydi?” şeklinde yönelttiği soruya, yazar: “Aslında bir derdim yoktu. Sınırlarımı keşfetmeye çalışıyorum. Sıkılmaktan endişe ettim aslında. O yüzden her kitapta yeni bir şey denemek istedim. Çünkü beni heyecanlandırması gerekiyordu. Ben kitap basıldıktan sonra, tekrar öykülerimi bile okuyamıyorum. Oraya takılıp kalmak istemiyorum. Yeni bir şey üretmenin derdine düşüyorum. Bu süreç aslında bir tür kendime meydan okumaydı.” cümleleriyle cevap verdi.

Naime Erkovan, bir öyküyü oluşturma sürecinde izlediği yolu da şu şekilde ifade etti: “Aklımda bir konu beliriyorsa, şunu yazabilirim diye düşünüyorsam, aslında işi biraz kalbime bırakıyorum. Eğer bir konu beni heyecanlandırıyorsa, birden ışıyor ve neredeyse her şeyin içinden o parlıyor. Onu bir süre taşıyorum. Buraya kadar sadece konu var ama. Onu nasıl yazacağıma, nasıl bir kurgunun içine yerleştireceğime çok takılmıyorum. Daha sonra o konu bir mıknatıs gibi kendi işine yarayacak olan şeyleri toplamaya başlıyor. Konuyla ilgili malzemeler hayatımda da karşıma çıkmaya başlıyor. Sonrasında kendi kurgusunu da getiriyor diye düşünüyorum. Sadece bir yerden sonra oturup, onları hizâya sokma işi kalıyor.”

Aynı zamanda bir yazarlık atölyesi de yürüten Naime Erkovan, Cemal Şakar’ın, yeteneğin ne olduğu ve bir yazarın oluşumunda kapsadığı payın ne kadar olduğuna ilişkin sorusu üzerine, “Bence kişinin meyilidir yetenek. Herkes yazma çizme işleriyle uğraşmıyor ki. Herkeste var mı bu dürtü? Kimse kitaplara meyletmiyor, kimse kendini ifade etmek için kağıdı kalemi eline almıyor. Bu meyil varsa, bana göre yetenek orası; işte bu, hevesi getiriyor, çalışma azmini getiriyor, ‘Bu yolda ilerleyebilirim’ gücünü getiriyor. Sonrası da artık çalışmaya kalıyor. Yetenek buraya kadar.” ifadelerini kullandı.

“Fantastik Belki Bir Çıkış Sağlıyor Bize”

Kendi yazarlık serüveni içinde de ayrıcalıklı bir yere sahip olan fantastik anlatı hakkında Naime Erkovan şu tespitlerde bulundu: “Aslında yönlendiriliyoruz diye düşünüyorum. Fantastik öğeler o kadar olağanlaştırıldı ki, bugün biri çıkıp olağanüstü bir yeteneğe sahip olduğunu söylese, hiç garipsemeyeceğiz gibi geliyor. Göre göre çok normalleşti bunlar. Bir de çatışmaların arttığı, kaosun çoğaldığı yerde bir ada oluşturuyoruz belki de kendimize. Fantastik belki bir çıkış sağlıyor bize. Hayatla baş edemeyince süper kahraman, çoklu kişilik bölünmesi vs. bir savunma mekanizmasına dönüşüyor. Hayatın içinde de olağan dışı şeyler var. Allah bizi dümdüz yaratmadı, evreni de dümdüz yaratmadı. Sadece biz göremiyoruz. Biz göremediğimiz için de yok değil aslında. Sorun bizim körelmemiz ve bakmayı unutmamızda.”

Yazarlık hayatında aynı zamanda çeviriye de önemli bir yer ayırmış olan Naime Erkovan, çevirinin kendine has zorluklarından ve iyi bir çeviriyi mümkün kılacak şartlardan şu şekilde bahsetti: “Çeviri gerçekten yıpratıcı bir şey. Bir de ben adaletli olmaya çalışırım her işimde. Birinin metnini çevirirken daha çok eziyet çekiyorum. ‘Adam burada gerçekten bunu söylemiş mi, bunu kastetmiş mi, vurgusu nereye bu cümlenin, nereye söylenecek?’ Her birini tek tek inceliyorsunuz. Almancadan çeviri yapıyorum. Almanca yan cümlelerle çok uzatılabilecek bir dil. Bizim dil algımıza kesinlikle uymuyor. Almanca bir cümle çevirirken sondan başlıyorsunuz ve başa gelene kadar tek tek kelimeleri toplayarak geliyorsunuz. Bazen bir cümle çevirdiğim zaman, çok çalıştım diyerek paydos edebiliyorum. Çünkü uzun cümleler kuruyorlar ve uzun cümlede hiçbir kelimeyi yitirmeden, anlamı bozmadan, vurguyu yok etmeden çeviri yapabilmek çok yıpratıcı. Bazı arkadaşlar bir dil bilmekle çeviri yapılabileceğini zannediyorlar ama öyle olmuyor. Asıl olarak kültürel kodlar, metinde çok daha etkili oluyor. Deyimler oluyor, benzetme oluyor ama sen o kültürü bilmiyorsan, onu alıp aynen çevirmeye kalkıyorsan o zaman da işi batırabiliyorsun.”


Bir Hayat Bir Hikaye Sunan 'Cemal Şakar' Konuk 'Naime Erkovan'

ZKS Günün Etkinlikleri

18 Ağustos 2019 Pazar|Tüm Etkinlikler

ŞUBAT