Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezinde, Aykut Ertuğrul’un moderatörlüğünde düzenlenen 100 Yüze İmza ve Söyleşi programının kasım ayı konuğu, son çıkan kitabı Azap ile okuyucusuyla buluşan Ömer Erdem oldu.

Bilhassa son eserlerinde kitap ismi olarak, Azap, Pas, Evvel, Kör, Kireç gibi kısa kelimeler kullanan Ömer Erdem, bir kitabın ismine karar vermek hususunda şunları söyledi:
“Bir kitaba isim bulmak, bulunan ismin hem kitabın hem şairin evrenini karşılayıp karşılayamama meselesi, şairin önünde her zaman bir problem olarak duruyor. Çünkü şiirleri yazarken ne kadar sürede ve hangi isimle kitaplaşacağını bilemiyoruz. Çünkü şiir dediğimiz şey, belli bir plan ve programla, sistematik bir süreklilikle ortaya çıkan bir şey değil. Ama neticede şairin bir yaşantı, duyuş ve verim sürecinin sonunda bir paranteze alınıp, iki kapak arasında bir isimle sunulması gerekiyor. Şair o zaman düşünmeye başlıyor, bütün bu sürecin nasıl bir isimle anlamlı hâle getirebilirim diye. Nasıl olacağına dair büyük hesaplaşmalar yaşanıyor. Ben bugüne kadar seçtiğim isimlerin neredeyse hiçbirinden pişmanlık duymadım. Çünkü her birine böyle uzun vadeye yayılmış sorgulamalardan sonra karar verdim.”
Son kitabının ismi olan Azap üzerinden de Ömer Erdem:
“Türkiye’de şiir okuru, şiir vasıtasıyla kendi insanının, kendi kültürünün, buna bağlı olarak kendi varoluşunun arkeolojisini yapmaya girişmeli. Aslında bir azap çağında yaşıyoruz. Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de insan ilişkileri, toplumsal ilişkiler, insanın yeryüzünde bir meslek ve meşrep sahibi olarak varoluşunun tam neye denk geleceği meseleleri aslında hepimizin tek tek yaşadığı birer azap süreçleri gibi.” ifadelerini kullandı.

Dünyanın Sınırları Bize Doğru Geliyor
Aykut Ertuğrul’un, Haydar Ergülen tarafından Ömer Erdem’in şiirine “gövdeli şiir” tanımının yakıştırıldığını hatırlatması üzerine Ömer Erdem,
“Şiirimi Octavio Paz’dan ödünç aldığım ‘kaplamlı şiir’ tanımıyla nitelendiriyorum. Octavio Paz, kaplamlı şiir tanımını modern şiir, hatta modern sanat için kullanıyor. Modernizm içinde sınırların ortadan kalktığı, büyük ve küçük geçişkenliklerin hareket hâlinde olduğu bir çağ içinde yaşıyoruz. Şu anda burada bir zamanı paylaşıyoruz, ama teknoloji bizi aynı anda dünyanın başka yerlerine götürebiliyor. Artık bir zaman ve mekân koşuluna, yaşam pratiği açısından bağlı değiliz. Eğer bu bağlamda bağlı değilsek, zihinsel bağlamda da bir şeye bağlı değiliz. Sadece kendi irademizle dünyanın alışıldık sınırlarını geçme noktasında değiliz. Dünyanın alışıldık sınırları da bize doğru geliyor. Bunu bir gerçeklik olarak algılayarak, şiir yazma zihnimi bunun üzerine inşâ ediyorum.” cümleleriyle cevap verdi.

İstanbul’da Yazdığımız Şiirin Bütün Dünyada Okuyucusu Olmalı
Modern çağın getirilerinin şiir adına evrensel bir alan açtığını hatırlatan Ömer Erdem, konuya şu sözleriyle açıklık getirdi:
“Artık hiçbirimiz dünyadan kopuk değiliz. Bir insanın acısından bahsederken aslında sadece Suriye’de acı çeken insanlardan bahsetmiyoruz. Açık dünyada, Suriye’ye ilişkin bir acıyı evrensel bir tonla, estetik vurguyla dile dökebildiğimiz zaman, bu çağın insanı olmuş oluyoruz. Bugün şiir yazanların bu vizyona sahip olması gerekiyor. İstanbul’da yazdığımız şiirin mutlak surette New York’da da, Pekin’de de, Berlin’de de, Atina’da da Lizbon’da da okuyucusunun olması gerekiyor. Yani bu özgüvenle yaşamamız, şiiri bu özgüvenle duymamız ve kuracağımız estetik yapının, buna göre oluşturulması gerekiyor.”
Şair Ömer Erdem, modern zamanlarda eksilen ve yozlaşan insan-doğa ilişkisinin sanata yansıması hakkında:
“Bu ilişkiyi yalnızca doğal çevre ve insanın doğrudan onunla teması olarak düşünmemek lazım. Mesele, insanın kendi naturasındaki çok özel hâlleri, kendi kişiliğine görme harmanlama meselesi. Mozart ya da Beethoven Viyana’da yaşamışlar. Fakat biz onların senfonilerini dinlerken, orda da doğayı görüyoruz. Fırtınanın sesini, kar sesini, denizin uğultusunu duyuyoruz. Fakat onlar doğa uzmanı insanlar değiller. Doğa sadece kırda, taşrada var olan bir şey değil. Doğa, her yerde var. Mesele burada doğayla hemhâl olabilmek” ifadelerini kullandı.
Gelen dinleyicilere şairin Azap kitabının hediye edildiği söyleşi, Ömer Erdem’in imza etkinliği ile devam etti.


Bir azap çağında yaşıyoruz

ŞUBAT